Liyakat  olmadan  kazanılan…

Her paylaşımımda mutlaka bahsetmişimdir. Umut kavramının insan hayatında ne denli önem arz ettiğini defalarca. Ümutsuz  kalmak, bir insan için ölümle eşdeğer derecede sıkıntılı bir durumdur benim nazarımda. Onun için yaşamaya devam etmek için umut pencerelerimizden az da olsa bir ışığın girmesi gerekir hayat odalarımıza. Çokça kullandığım Hz.Ali  Efendimize ait ‘’En büyük vebal işi ehline vermemektir.’’ Cümlesini de hatırlatarak devam edeyim paylaşımıma... 

Hayatım boyunca asla umutsuzluğa kapılmadım, bardağın hep dolu tarafına bakmaya çalıştım. Yaratılanı Yaradan’dan  ötürü sevdim, saydım. Dik durmaya çalıştım her konuda ama kimseye de diklenmedim. Enaniyetten, yalakalıktan, kibirden, hasetten hep uzak kalmaya gayret gösterdim. El etek öpüp, bir yerlere gelmeye asla ama asla çalışmadım. Hep birilerinin beni görmesini, bir vazife vermese bile en azından takdir ya da tebrik etmesinin bekledim durdum beyhude! Böyle yaparak ne kadar doğru yaptım günümüz şartlarında bu elbette tartışılır. Zira devir öyle bir devir olmuş ki, yalaka ve dalkavuk zer-zevatlar sarmış dört bir yanımızı maalesef. Ehliyetten uzak, liyakatten bi haber, sadakatten ise nasibini hiç almamış olanlar, bizim üzerimizde ahkam kesip, hak etmedikleri yerlere gelivermişler bir çırpıda. İşi ehline vermesi gerekenleri hiç sormayın, vebal noktasına hiç takılmıyorlar, asıl üzüntü verici durum da bu zaten!

Hiç dayım olmadı Ankara’da.  Ne yapabildim,  ne başardımsa tevekkül ederek, önce Allah’ın izni ve inayeti, biraz da cüzi de olsa çabamla yapmaya çalıştım. Bundan sonrada çizgimden asla taviz vermeden, kendi doğru bildiğim yoldan gitmeye devam edeceğim. Zira her karanlık gecenin mutlaka bir sabahı yok mudur? Umutsuzluğa kapılmak, yeise düşmek hem inancımıza da ters bir durum değil midir? Bizler umut etmeye hayal kurmaya devam edeceğiz sonuna kadar bu dünya döndükçe. Bir şiir okudu diye mahkum edilen, muhtar bile olamaz denilerek hakaretlere maruz kalan, bu milletin adamı Başkanımızın hayatı en güzel bir örnek olarak durmuyor mu karşımızda umut etmekten vazgeçmemek adına? Parmaklıklar arasındayken hayal kurmaktan, umut etmekten  vazgeçse idi  Başkanımız şimdi bu durumda, bir dünya lideri olabilir miydi? Milyonları peşinden sürükleyen bir idol, bir halk kahramanı da olamazdı, umut etmekten vazgeçseydi emin olun ki! Umut etmek, hayal kurmak, istemek, çalışmak, tevekkül etmek  ve sonunda başarmak. İşte umutsuzluk anlamında sıkıntı yaşayan önce kendi nefsime ve dostlara nacizane tavsiyem, Başkanımızın hayat hikayesini gözlerinin önüne getirsinler, hiçbir zorluk, engel karşısında asla ama asla pes etmesinler.

Ben de bu yolda ilerlemeye devam ediyorum. Hayatımda ki umut pencerelerini sonuna kadar açık tutmaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki liyakat olmadan kazanılan, müstehak olmadan mutlaka kaybedilecektir. Bununla teselli buluyorum. Hem Allah (c.c) Adil-i Mutlaktır. Benim kaderimde olan ne varsa bana nasip edecektir. Üçüncü şahıslar istedikleri kadar yoluma engel çıkarmaya çalışsınlar, Allah (c.c) istese ve dilese yapacakları hiçbir şey yok ve olamaz son tahlilde. Ben ehliyetim, liyakatım ve sadakatimle dimdik ve alnım ak bir şekilde buradayım siz görseniz de görmeseniz de.  Bu din, bu millet, bu vatan, bu bayrak, bu devlet için terimin ve kanımın son damlasına kadar durmadan, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan çalışmaya ve üretmeye  azim etmişim  ve bu bilinçle  yola çıkmışım. Yolumdan  asla dönmeyeceğim…

Ves-selam…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Kökmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (532) 212 02 41
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2020 lira olarak açıklandı. Siz bu rakamı yeterli buluyor musunuz ?