Cinselliğe küfür giydirdik !

Farkında mısınız?

Küfürler, hep cinsellik ve cinsel objeler üzerinden kurulmuş ölümsüz birer sanat eseri gibi yaşamaktadır. Sanki biz yalnızca, cinsel objelerimiz veya cinsel arzularımızla var olmuşuz gibi.. Gerçekten biz yalnızca bundan ibaret olabilir miyiz?

Daha açıklayıcı bir ifadeyle, bizim cinsellikten başka işlevimiz yok mu yada sahip olduklarımız yalnızca cinsel organlarımız mı?

Karakterimiz, düşüncelerimiz, bedenimiz, dilimiz, ses tonumuz, ırkımız, kokumuz, başarılarımız, başarısızlıklarımız, beğenilerimiz, sevdiklerimiz, sevmediklerimiz  vesair  sahip olduğumuz bir çok özellik, hakaret noktasında öncelikli olarak baz alınmıyor.

Tabi nasıl hakaret edilir, hadi bir de bu konularda hakaret edin, diye bu açıları göstermiyorum. Hakaretin veya küfürün iyisi kötüsü olmaz. Benim burda değinmek istediğim nokta, küfür edilirken cinselliğin ve özellikle kadın uzvunun ortaya atılmasıdır.

Öfkelendiğimizde, şaşırdığımızda, mutlu olduğumuzda veya kimileri için herhangi bir zamanda kendimizi cinsel kavramları ve küfürleri araya sıkıştırmadan ifade edemiyoruz.  Dilimize sakız gibi yapışan hakaret ve küfürlerde cinselliği kullanmakla birlikte onu, ayaklar altına alıp, aşağılık bir fiil gibi zihnimize kazıyoruz. Cinselliği sık sık küfürlerden duyduğumuzdan beri, gayet normal karşılamamız gereken bir cinsel fiili, küfür olarak algılıyor, ağzımıza almıyoruz.

Elbette mahrem konularımızı sürekli agzımıza alalım, sohbet konusu yapalım demiyorum. Duyunca yüzümüzü ekşittiğimiz, ağzımıza alınca ahlakımızı bozduğunu düşündüğümüz bu  cinsel fiiller( toplum dilinde küfür), aslında yaşadığımız ve yaşamayı kabul ettiğimiz gerçeklerdir.

Siz de kabul etmelisiniz ki herkes( bazı istisnaları saymıyorum) cinsel ilişkiye girer veya normal olduğunu içten içe kabul eder. Ama ne zaman dile gelse, sanki çok ayıp veya ahlaksızlık göstergesiymiş gibi  tepkileri üzerine toplar. Tabi bunda dinin ve ataerkil zihniyetin etkili olmasının yanında, küfür olarak kullanılması da etkilidir. Kafamızı karıştıran bu zincirlemenin her bir halkası, birbirinden etkilenmektedir.

Neyse, bu konuyu kısaca teğet geçip küfür olarak kullanılmasına tekrar dönelim. Bunların hangi durumlarda ve hangi ses tonuyla dile geldiği de, küfür olarak algılanıp algılanmamasında belirleyici etkenlerdir. Küfürün cinsel objeler üzerinden dile gelmesi bir yana, küfür edilirken kadın uzvunun kullanılması çelişkileri de beraberinde getiriyor.

İki Erkek tartışırken birbirlerine değilde, birbirlerinin Bacısına, Karısına, Anasına küfür ederler. Ne tuhaftır ki bu karşılıklı küfürleşme, dönüp dolaşıp cinselliğe gelir. Kimse karşısındakine Sen beyinsizsin, sen şöylesin, senin karakterin şöyle yada böyle diye küfür etmiyor nedense!

Kavgadan bi haber olan kadınlar, hiç alakası yokken, ağıza alınmayacak küfürlere maruz kalıyorlar. Küfürün, cinsellik ve kadın uzvu üzerinden alıp başını gitmesini, siz hangi sebeplere dayandırırsınız bilmem ama, ben  bilinçaltına, namusu yalnızca kadına atfeden ataerkil zihniyete, kadının sürekli dış dünyadan korunması gerektiğini öne süren dini yapıya ve uzun süre bastırılmış cinsel arzulara bağlıyorum.

Kadınlar, toplumdaki yaşayış biçimi olsun, düşünce yapısı olsun, sürekli erkekler tarafından tartışma konusu olup, ordan oraya çekiştirilirken, yeri geliyor aşağılanmak için hedef seçiliyor. Namusu, kadının sırtına atıp her türlü namussuzluğu kendine mübah sanan zihniyet,  hiç alakası yokken, kadın namusuna dil uzatabiliyor. İşin komik tarafı erkeklerin, kavga ederken kadın uzvunu kullanarak birbirlerine güç göstergesi yapmaları... Bir yandan aşagılanmaya maruz kalan Kadın uzvu veya cinselliği ne kadar değerli oluyor ki, kavganın büyümesinde veya ileri gitmesinde gerekçe olarak gösteriliyor.

Peki kadınların direk maruz kaldığı küfürlere ne diyeceksiniz?

Küfür, zayıf insanların başvurduğu bir savunma mekanizmasıdır. Konuşarak kendini savunabileceğine inanmayan insan, küfüre başvurur. Özellikle kadınlara karşı, herhangi bir konuda, direk küfür edilerek güç gösterisi yapılıyor. Erkeklerle aynı küfürü etmeyen veya edemeyen kadınlar haklı da olsa susmak veya orayı terk etmek zorunda kalıyorlar. Küfür eden kişi gayet  yerinde bir davranış sergilemiş gibi hissederken, küfüre maruz kalan kişi büyük bir günah işlemiş gibi hissediyor.

Genelde utanan ve haklıyken konuyu kapatmaya çalışan taraf, küfür işten kadın oluyor. Bunu çok duyuyorum; cevap verecektim de küfür eder diye korktum. Kadın bedeni üzerinden uzayıp giden küfürler, son yüzyılda ne yazık ki çoğu kadın tarafındanda sürekli ağza alınıyor. Küfür etmeyi, bir alışkanlık haline getiren genç nesil kadınlar, her telaffuzda kendilerine hakaret etmiş olduklarının farkına varmıyorlar. Üniversite yıllarımı geçirmiş olduğum Afyon şehrinde, birkaç olaya dikkatimin kayması üzerine, bu konuyu düşünmeye başlamıştım. Afyonda ki erkeklerin üç cümlesinden bir tanesi küfür dür. Onlar, küfürü o kadar sık kullanıyorlarki artık küfür bile şiveli olmuş.

Anlayacağınız küfür olduğunu anlamaya bin şahit ister. İşin komik tarafını bir kenara bırakıp size yaşamış olduğum ilk şaşkınlığımı dile getireceğim. Kaymağı ve lokumu çok meşhur olan bu memlekette, bir lokumcu dükkanında tezgahtar olarak çalışıyordum. Dükkanın kapısının önüne büyük bir kabak koymuştuk. Kabak tatlısı da bulunuyor diye. Dükkanın önünden her geçen istisnasız “a.k. gabağa bak laa” diyordu. Tabi iş bununla bitse iyiydi.  Erkekler yolda yürürken bir adım gerisinde yürüyen eşlerine gayet sohbet eşliğine küfürler savuruyordu. Kadına bakıyordum, yüz ifadesi, bakışları çok normal. Alışmış. Kadınlar küfür duymaya o kadar alışmışlardı ki, o kadar içselleştirmişlerdi ki verilmesi gereken tepkiyi vermiyorlardı.

Afyon şehri üzerinden örnek vermem, sadece orda küfür edildiğini iddia ettiğim anlamına gelmesin. Değinmek istediğim nokta, bu konunun dikkatimi ne zaman çekmiş olduğudur. Afyon dışında gezdiğim diğer şehirlerde olsun, gerek türkçe, gerek kürtçe, gerek arapça dilinde olsun, duyduğum en yaygın küfür direk kadına ve kadın uzvuna yönelik olmuştur.

Daha sonra gittiğim her şehirde, küfür eden insanlara, o insanların ettikleri küfürün kadın onurunu ve var oluşunu ne kadar zedelediğinin bilincine varmaya başladım. Kadın ve erkek arasında eşitliği sağlayacak iki seçenek bulmuştum. Birinci seçenek , herkese konuşurken veya kavga ederken, kadınlara hakaret-küfür etmeden konuşmalarını öğretecektim.

İkinci seçenek, kadınlara edilen küfürün aynısını, bende onlara karşı kullanacaktım. Birincisine, gücüm yetmedi. İkincisine, Kadınlığıma duyduğum saygı izin vermedi. Sonuç olarak bir çok konuda ötekileştirilen kadın, küfür çatısı altında da aşagılanmaya maruz kalmıştı. Ailede, özel hayatında ve iş hayatında “kadın bedeni üzerinde kurulmaya çalışılan hakimiyet” konusuna diğer yazımda detaylı bir şekilde değineceğim. Saygılarımla, özgür kalın.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Bayan Ukala - Çok doğru bir konuya değinmişsin bu konuda yazdıklarını son derece güzel buldum tebrik ediyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Aralık 15:35

Gaziantep Markaları

Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 212 02 41
Reklam bilgi

Anket Size göre Gaziantep pahalı bir şehir mi?