Reklamı Kapat

Devran dönmüyor- Bir çoban hikayesi

Göğüs kafesimi yakan bir sızıyla uyanıyorum. Bir ressamın tablosundan fırlamışçasına, bana gülümseyen gökyüzünün mavileri soluyor. Soldukça kalbimi, katran karası acılara hapsediyor. Değişiyorum. Değiştiğimi iliklerime kadar hissediyorum. Ağlamamak için kendimi zorluyorum ve gözyaşlarım damarlarıma karışıp, ince bir hastalığa nefes veriyor. Yorgun düşüyorum ve çektiğim çileyi dilime tarif edemiyorum. Sessizliğin hükmettiği dudaklarım, çaresizlikle mühürleniyor.

Devran dönmüyor. Hangi söze, hangi ideolojiye tutunsam zalimin mazluma olan zulmüne engel olamıyorum. Küçüklüğünü tebessümle anlatanlar, süper kahramanlardan söz ediyor. Ben bugün süper kahraman olmak istiyorum. Paranın güce basamak olduğu, gücün devranı durdurduğu bu çarkı adalet ile kırmak istiyorum. Avaz avaz bağırmama gerek yok ki, herkes birbirinin ağıtlarını duyabiliyor. Kimileri kulaklarını korkaça tıkayıp, yüzünü başka yöne çeviriyor.

Biz onlara görmezden gelenler ya da zalimi destekleyenler diyoruz. Görmezden gelenlerin bedeninde, kol gezen korkuyu duyabiliyorum; başkaldırırsan, aynısını yaşarsın diyor. Korkuyorlar ve korkularını gizlemek için budala rolünü oynuyorlar. Cesur ve adalet rolünü bir kağıt parçası gibi buruşturup kaldırım kenarlarına fırlatıyorlar. Oyun bitti ama kimse rolünden vazgeçmiyor. Öğrenilmiş çaresizliğin emzirdiği zulmü, müthiş sancıların pençesinde yaşıyoruz. Kimileri’nin dışında diğerleri ve ötekiler de var tabi. Ben diğerleri’ne öfke kusarken kimileri’ne hayret ediyorum.

Ötekiler demişitim. Ah o ötekiler; dünya onları zalimin güç gösterisi için mi yaratmıştı! Zalim mazlumun bağrına, öfekesini saplarken devranın döneceğini hesap etmemiş miydi? Devran dönmüyor ve zalim bunu çok iyi biliyor. Nefret ediyorum, nefret ediyorum; bu döngüden,adalet dedikleri korkunç zihniyetten…

Bir çoban olarak dünyaya geliyorum ve yağmurlu bir mart sabahı, kapımı kaygıyla açarken, zülmün aktığı iki göz bebeğiyle karşılaşıyorum. Arkamda zangır zangır titreyen eşim, yaşanacakları önceden ezberlemiş gibi kolumu sıkıyor. Beni yutmak üzere olan korkuyu ve ezilmişlik hissini gençliğime veriyorum. Yirmi beş yaşındayım ve bir çoban olarak dünyanın üzerinden geçiyorum. Sanki bütün dünya sırtımda otlanıyormuş gibi ağır hissediyorum. Korkuyorum, kaygılanıyorum. Çocuklarımın duvarlara çarpıp düşen çığlıklarına sebep oluyorum. Bir zalimin altında kıvranıyorum, canım yanıyor, inliyorum. Çocuklarımın göz bebeklerine bu anı miras bırakıyorum.

Bir çoban olarak dünyayı tanıyorum. Hiç kimse bizi görmüyor. Çığlıklarımız duvarları soyulmuş, küflü bir odada asılı kalıyor. Zalimler bizi duyuyor ve duydukça zevk mırıltıları yükseliyor. Yağmurlu bir mart ayında, yola düşmüş adaleti arıyorum. Soğuk rüzgar, düğmeleri koparılmış gömleğimi delip bedenimi yakıyor. Soğuktan yanıyorum.

Değerli okuyucularım boğazım düğümlenerek yazdığım bu satırlar 3 mart 2019 sabahının yüz karartan gerçekleridir. Zorbalık güç değildir. Güç, adaletin ta kendisidir. Sizden mazlumlar için vicdanınızın gidebildiği yere kadar mücadele rica ediyorum.

Saygılarımla özgür kalın.

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Gaziantep Markaları

Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 212 02 41
Reklam bilgi

Anket Size göre Gaziantep pahalı bir şehir mi?