Cehalet’ten Siyasete

Bir ideolojiye, akıma ya da siyasi partiye bağlı olmak zorunda mıyız?

Değiliz. Fakat tüm bunlara bağlı olmamamız bizim, bir şeyler üzerinde fikir yürütmediğimiz veya düşünmediğimiz anlamına gelmez. Biz düşünebilen ve sorgulayabilen yaratıklar olarak, toplumsallaşma sürecinden sonra bu yetilerimize ilginç bir şekilde yabancılaşıyoruz. Ailemizden, çevremizden ve öğretmenlerimizden düşünmenin ve sorgulamanın gerekli bir davranış olmadığını öğrenirken, ezberletilmiş davranışlarla yolumuzu çiziyoruz. Sınırları başkaları tarafından çizilmiş yaşamımıza başkalarının yargılarıyla ışık tutmaya çalışıyoruz. Misal, doğruların veya yanlışların düşünce yapımızdaki varoluşu zerre umrumuzda değil.

Sınava giren bir öğrenci çalışmadığı dersten kopya çekerken, kopya veren arkadaşının doğru yapıp yapmadığına bakmaz. Belki de kendisine kopya veren kişin yanlış yapma ihtimali hiç aklına gelmez. Çünkü kendisi bu sınava çalışmamıştır, ne doğrular ne de yanlışlar hakkında hiçbir fikri yoktur. İşte toplumumuzun gerçek hayattaki vaziyeti bu şekildedir. Biz başkalarının, belki de ezberlemiş olduğu, kalıp yargılarını hiç sorgulamadan olduğu gibi kabul ediyoruz. Bununla kalsak iyidir. Kopyaladığımız bu kalıp yargılarla birilerini manasızca överken, başka birilerini acımasızca eleştiriyoruz. Aslında gerçekte niçin övdüğümüzü ya da niçin eleştirdiğimizi bilmiyoruz. Çoğunluğun olduğu güçlü tarafı, kalıp yargılarımızla övdüğümüz ve çok sevdiğimizi zannettiğimiz kişinin, gerçekte kim olduğunu bile bilmiyoruz.

Hayatımızda patolojik bir hal alan bu tavırlarımızı siyasi tercihlerimizde de gösteriyoruz. Kaç yaşında olursak olalım, ailemizin desteklemekte olduğu partiyi savunmak mecburiyetinde hissediyoruz. Oysa ailemiz yanlış partiyi tercih ediyor olabilir. Tabii ki hangi partiyi savunduğunuz, hangi etkenlere bağlıysa…

Dün bir arkadaşım beni aradı ve bana şu soruyu sordu; yoksul ve muhtaç kesim neden güçlü olan partilere karşı sesini çıkaramıyor?

Aslında şöyle bakınca bu değişken bir durum. Kendi çıkarını düşünen insanlar aynı sosyal sınıfta toplanmamış. Yoksul olanlar karnını doyurmak ya da hazır ekmeğinden olmamak için güçlü olan partilere karşı sesini çıkarmıyor. Orta sınıf ve Üst sınıf’tan güçlü partileri destekleyenler ise var olan mülkiyetini kaybetmemek ve daha da arttırmak için güçlü olan partileri destekliyor. Güçlü olan partileri açıkça eleştirenler tartışmasız gelirini partinin desteğine bağlamamış olanlar ve kendi bireysel çıkarlarından çok toplum çıkarlarını düşünen insanlardır.

Her neyse, mevzu hangi partiye oy vereceğimiz veya güçlü partileri tercih etmememiz değil. Toplum yararı için en doğru kararları veren en güçlü parti de olabilir, en güçsüz parti de… Bu arada “güçlü parti” derken yaptırım gücü olan ve ciddi oy oranlarıyla desteklenen partileri kasttetmekteyim. Mevzu düşünerek ve sorgulayarak, toplum çıkarlarını gözeterek hangi partiyi tercih edeceğimizdir. Bizim çıkarlarımızın, isteklerimizin ve lüks yaşama hayranlığımızın sonu gelmez. İnsan olarak kendi çıkarlarımızın yanında, toplumun çıkarlarını gözeterek kendimize çeki düzen vermeliyiz. Kendini tanımayan insan, tercihlerinin hangi etkenler doğrultusunda olacağını da bilemez. Bu nedenle önce kendimizi tanımalı, kendimize karşı özeleştiride bulunmalıyız ki başklarına da bu şekilde bakabilelim. Saygılarımla, özgür kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Gaziantep Markaları

Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 212 02 41
Reklam bilgi

Anket Size göre Gaziantep pahalı bir şehir mi?