Şeriat, Brunei Krallığı ve Yeni Dünya

Ruhumuzun vahşi yaratıklarını kafesinden çıkarıp, sokaklara saldık; her gördüğümüze bulaşıp ölümle mühürlüyoruz. Ölüm istiyoruz. Kapı kollarına bulaşmış kanlar, yol kenarlarına atılmış uzuvlar ve meydanlarda sallanan bedenlerin hasretiyle yanıp tutuşuyoruz.

Doğru sandığımız yanlışların yolunda yürürken adaletin adını kirletiyor, merhamet duygularımızı karanlığa meydan okuyan bir mumu üfler gibi söndürüyoruz. E hadi madem istediğimiz gibi olsun; herşeyi şiddet ile çözelim ama biri çıkıp kılımıza zarar vermeye yeltendiğinde dünyaları ayağa kaldıralım. Ortada mükemmel bir ben var sonuçta! Bana dokunamazlar, beni suçlayamazlar,bana bağıramazlar, ben hırsızlık yapmam, ben kimseyi öldürmem…

Benim kendi dünyamın kralı olmam ve kendime hiç tartışmasız güven duymam başka insanları yönetebileceğim genellemesini doğurmaz. Başka insanların yaşam biçimi hakkında tiksinerek konuşabilmem, gerçeğin -asıl gerçeğin- tiksinç olduğu anlamına gelmez. Büyüklerimiz dünyanın bin bir türlü hali var demişler.

Ben bunu daha farklı bir felsefeye çekeceğim; dünyanın bin bir türlü hali var ve ben kabul etmesem de penceremden yalnızca bir halini görüyorum. Sokağın köşesindeki bakkaldan her sabah ekmek alıyorum diye o aileyi ben geçindiriyorum havasına giriyor ve bütün aile fertlerinden sonsuz minnettarlık bekliyorum. Aynı zamanda bakkalcı her gün karnımı doyuruyor diye başıma bekçi kesiliyor; karnını doyuruyorsam hayatına da karışırım diyor. Ah bizler ! Küçük dünyamızın ruhu ezik kralları, ne olacak bu sefil halimiz. Elimize bir fırsat geçmeyiversin insanları parmağımızda oynatıp kendimize kul köle yapmak istiyoruz. Hatta daha da ileri gidiyor insanların yaşam hakkına kirli ellerimizi uzatıp, mikroplarımızı dünyaya yayma çabasını Allah yolunda yapılan ibadetle bir tutuyoruz.

İnsanların kimi ne derecede seveceğine, ne hissedeceğine, neye karşı ne kadar arzu edeceğine, kiminle hayatını geçirmek istediğine, yataktaki hallerine, eşlerin birbirlerine karşı davranış kalıplarına, kaç çocuk doğuracağınıza, hangi çocuğunuzu nasıl eğiteceğine kadar her halta burunlarını sokan yaratıklar olarak üremeye devam ediyoruz.

Sizlere gündemden bir örnek vereceğim; Brunei krallığı eşcinseller ve zina yapanlar için recm yasasını 2013 yılında resmiyete geçirdi. Fakat gelen tepkiler sonucunda Nisan 2019 da resmi olarak uygulamaya başlandığını halka duyurdu. Yani hırsızlık yapmayan,çevreyi temiz tutan, çıkarsız vatansever olan, topluma veya insanlığa faydalı olan ya da tüm bunların tam tersi hırsızlık yapan, çevreyi kirleten, vatan haini olan, insanlığa zararlı olan bir insan, iyi veya kötü nasıl olursa olsun, eşcinsel olması durumu söz konusu olduğunda suçludur ve en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

Aslında Brunei Krallığının dünya çapında dikkat çeken ve sürekli konuşulan yasa değişikliği yalnızca eşcinsellere yönelik recm ve taşlama değildir. Yıllardır ülkede suç olarak görülen ve 10 yıla kadar hapis cezası öngörülen eşcinselliğin yanında uygulamaya geçmiş şeriat hükümleri; hırsızlıkla suçlananların el ve ayaklarının kesilmesi, tecavüz, zina, hırsızlık, din değiştiren ve Muhammed Peygambere hakaret edenlerin idam edilmesi, kürtaj olan kadınların ise insanların içinde kamçılanmasıdır. Gücünü arttırmak ve tahtını olası başkaldırılara karşı sertçe korumak için şeriat hükümlerinin halk tarafından talep edildiğini belirtmeleri “dini” kalkan olarak kullandıkları gerçeğini asla gizlezmez.

Din kavramını yönetimde sürekli zikredip, halkı şeriat yükümlülüklerine göre yöneten ve yönetmeyi talep eden bütün liderlerin, lüks içinde yaşayıp halkı mütevazi yaşam için öğütlemelerinin bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Mütevazi bir yaşam sürün, kanaatkar olun, Allah’a sığının, onarın bilmem neyi varsa bizim de Allah’ımız var diyerek halkı uyutan, aşırı dinci-yada öyle olduğunu bize yutturan- liderlerin lüks saraylarda yatıp kalkıp fakir edebiyatı yapmasından oldukça rahatsız oluyurum.

Dünyayı karanlığa boğduk. Umarım ki yüce yaradan bize biraz akıl ve nizam bağışlar da aydınlığa karşı duyduğumuz bu nefreti içimden çekip atarız diyerek bütün faturayı Allaha keseceğimi sanmayın. Allah bizlere aydınlığı geri getirecek aklı ve vicdanı zaten dünyaya gözlerimizi açtığımız an üflemiş. Umarım ki aklımızı vicdan yolunda, dünyayı tekrar aydınlığa çıkarmak için kullanırız.

Saygılarımla, özgür kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (532) 212 02 41
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2020 lira olarak açıklandı. Siz bu rakamı yeterli buluyor musunuz ?