Nerede o eski bayramlar, biz neredeyiz ?

Nerede eski bayramlar bir hafta öncesinden coşku ve telaş yaşanırdı. Her zamanki havadan farklı bir hava kaplardı evlerimizi.

Annelerimiz bayram temizliğine başlardı. Bizler bayramın bir an önce gelmesi için can atardık. Bayram alışverişi için annem, babam ve kardeşlerim çarşıya giderdik, mağaza mağaza dolaşır cicili bicili kıyafetler, ayakkabılar alırdık.

Bayram geliyordu çünkü, aynı kıyafetlerle bayrama girilmezdi. Kardeşler arasında illaki sürtüşme olurdu. Elbette senin ayakkabın çirkin benimki güzel, benim pantolonum daha şık der birbirimizi kıskandırırdık.

Çocukluk işte, mahalledeki bütün çocukların havası bin beş yüz olurdu. Mutluyduk, aile ve toplum olarak bayram yaklaştıkça heyecanımız daha çok artardı. Babam eve çerez, şeker ve çikolata alırdı. Annem tatlılar, baklavalar, börekler yapardı.

Bayrama iki gün kala kurbanlıklar gelir, avluya bağlanırdı. Bütün günümüz koyunları sevmek, onları yemlemek ve su vermekle geçerdi. Akşam olup yatağa girince bayramlıklarımızı baş ucumuza koyar öylece uyurduk.

Arife gecesi adettendir, annem ellerimize kına yakardı, bayram kınasız olmaz derdi. Sabah kınalarımızı yıkar, kahvaltımızı yapar ve mezarlığa büyüklerimizi ziyarete giderdik. Dedim ya bayramlar eski bayram değil diye artık hiç birşeyin anlamı ve değeri kalmadı. Arife gecesi anneme tembih ederdim beni mutlaka bayram namazına kaldır diye.

Sabah annem erkenden uyandırırdı bizi, bayram namazına giderdik. Namaz sonrası camii çıkışı eş dost, komşular birbirleriyle bayramlaşırlardı. Eve gelir hemen bayramlıklarımızı giyerdik. Kahvaltı sofrasına otururduk. Sıra kurban kesmeye gelirdi. Tekbirler getirilerek kurbanlar kesilir. Alnımıza kurbanın kanından bir damla sürülürdü. Babam adettendir çocuklar derdi.

Etler parçalanır, kurban kesemeyenlere dağıtılırdı. Tâbi annem o gün yoğun olduğundan et dağıtma görev bize verilirdi. Bunu Hayriye teyzenlere, bunu Fatma, şunu ise Münevver teyzenlere verip geliyorsunuz, başka yerlerede et götüreceksiniz çabuk gelin diye tembihlerdi bizi. Payları elimize alıp sevinçle yolu tutardık, sevincimizin nedeni gittiğimiz insanların bize şeker ve bayram harçlığı vermeleri idi.

Ne muazzam ve tarif edilemez şeydi. Mutluluktan uçardık etleri verince, ALLAH kabul etsin derlerdi. Çocuk aklımla pek bir şey anlamazdım öyle ya, ya ALLAH kabul etmezse sırf et yedik diyeceğiz. Oysa kurban ALLAH yoluna adanmalı. ALLAH için kesmek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmakmış.

Bunu büyüyünce daha iyi anlıyor insan. Sonra babam mangalı yakardı heyecanla kömürlerin çıtırtısını izlerdik. Babam etleri şişe takarken dikkatlice onu seyrederdik. Babam kebabımızı pişirirdi, annem salata ayran piyaz derken yemek yenirdi.

Bizler kıyafetlerimizi sokaktaki çocuklara göstermek için can atardık. Dedenlere gidicez derdi babam ama biz bir tur sokakta havamızı atar, komşuların ellerini öper şeker ve harçlıklarımızı toplardık. Sokakta seyyar salıncağa biner, çatapat, kızkaçıran, sıçan kovalayan cephanelerini toplar, sokaklarda fiiçuuuyyy sesleri her yeri inletirdi.

Tüm aile dedemlerde bir araya gelirdik. Bayramın birinci günü mutlaka dedemlere gidilmeliydi. Amcamlar, halamlar, kuzenler yani herkes orada olurdu. Sırasıyla önce dedemin elini öperdik, harçlıklarımızı toplardık tâbi. En çok dedem verirdi, sonra kuzenlerle sokağa çıkar oyun oynardık. Aile bağlarımız çok güçlüydü, herkes birbirine sevgiyle, saygıyla, hoşgörüyle yaklaşırdı.

Bayram demek küslerin dargınların bir araya gelmesi demek, bayram demek büyükleri ziyaret demek, hep birlikte yer sofrası açılırdı. Yemekler yenirdi. Tabi biz yine sokakta oyun oynuyoruz. Bir de bakmışız ki akşam olmuş. Koca bir gün bitmiş, herkes birbiriyle vedalaşır, evlerine giderlerdi. Bayramın diğer günleride böyle tatlı bir telaş içinde geçerdi.

Çok mutluyduk biz, şimdiki çocuklar bizim kadar şanslı değiller. Annesinin kucağına babasının sevgisine aile ortamına hasret yaşıyorlar, örf ve adetlerimizi bilmeden. Nerede kaldı o eski bayramlar, yüzümüzü gülümsetecek hiç birşey kalmadı. 80'lerde ve 90'larda çocuk olmak hayatımın en güzel yıllarıydı. Ne yazık ki zaman geçtikçe toplum olarak yozlaştık.

Gelen bayramı mı değilmi insan hiç birşey anlamıyor. Hele birde anasız babasızlar var ki onlar bayram nedir bilmez onlar. Bir suçlu gibi başları hep öne eğik gözleri yaşlı gezerlerler. Bayramlık elbise, yeni ayakkabı nedir bilmezler. Yetim ve öksüzleri sevindirmek, onlara el uzatmak, manevî açlığını gidermek; bir kat kıyafet almak, sevgi alâka göstermek bizlerin insanlık görevidir.


BİR YAŞINDA KALDIM BABASIZ,
İKİ YAŞINDA AĞLADIM ANASIZ.
İKİ MEZAR TAŞI GÖSTERDİLER,
BİRİ BABAN BİRİ ANAN DEDİLER.

BENDE İSTERDİM BİR BABAM BİR ANAM OLSUN
BAYRAM GÜNÜ ÇALACAĞIM TEK KAPIM OLSUN.
ELLERİNİ ÖPTÜĞÜMDE KIZIM DİYE SARILANIM OLSUN,
BENDE İSTERDİM BİR BABAM BİR ANAM OLSUN.

Ailenizle birlikte geçirebileceğiniz güzel bir bayanım olması dileğiyle iyi bayramlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güngör Ayar Deveci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Gaziantep Markaları

Gaziantep Haberleri | Gaziantep Son Dakika Haberleri | Yerel Haberler, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 212 02 41
Reklam bilgi

Anket Size göre Gaziantep pahalı bir şehir mi?